|
ŞEHİTLER |
Muhterem Müslümanlar! Yüce dinimiz, insanlığın barış ve huzurunu esas almış, ancak vatan toprakları düşman işgali tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında, savaşı mukaddes bir vazife saymıştır. Bu sebeple şehitliği ve gaziliği, müslümanlar için büyük bir şeref kabul etmiştir. “Hazır ol cenge, ister isen sulh-u salah” sözü de bu gerçeğin bir ifadesidir. Milletimizdeki vatan sevgisi, onun engin imanının bir yansımasıdır. Aziz Müminler! Allah yolunda, insanı insan yapan, toprağı vatan kılan, toplumu millet yapan değerler uğruna can ve malın fedâ edilebilmesi, kulun Rabbine karşı bağlılığının güzel bir ifadesidir. Nitekim Allah Resûlü (s.a.v) şehitliğin önemine dair şöyle buyurmuştur: “Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp şehit olmayı, diriltilip yine şehit olmayı, tekrar diriltilip şehit olmayı isterim” Değerli Müslümanlar! Şerefli bir hayat, gerektiğinde vazgeçilmez değerler uğrunda can feda etmeyi göze almakla yaşanır. Bunun için dinimiz, vatan savunmasından kaçmayı büyük günah saymıştır. Nitekim Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de cihada isteksiz davrananlar için, “Ne oluyor size ki Allah yolunda savaşa çıkın denildiğinde yere çakılıp kaldınız” buyurarak, bu hususta ihmali olanları ikaz etmiştir. Sevgili Peygamberimiz de bu mânada, “Bir kimse savaşa gitmeyerek veya şehit olma arzusunu gönlünden geçirmeden ölürse, bir çeşit nifak üzere ölür” buyurarak şehitliğin önemine dikkat çekmektedir. Kur’an-ı Kerim’de şehitlik arzusunu taşıyanlar için şöyle buyruluyor: “Müminlerden öyle kimseler vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar; kimi şehid oldu, kimi şehid olmayı bekliyor. Verdikleri sözlerini asla değiştirmediler.” Şehitlik makamının yüceliğinden dolayı ecdadımız da yokluklar içinde ve en ağır şartlar altında bulundukları halde, yedi düvele karşı tarihte benzeri görülmemiş destanlar yazmıştır. Bu zaferler; milletimizin asla esir edilemeyeceğini; semaları süsleyen bayrağımızın gönderden indirilemeyeceğini ve gök kubbeyi çınlatan ezan seslerinin dindirilemeyeceğini, bütün dünyaya ilan eden kutsal zaferlerdir. Çanakkale‘de olduğu gibi tarihimizdeki şanlı zaferlerin sırrı, milletimizdeki şehid ve gazi olma gibi ulvi bir duygudan kaynaklanmıştır. Değerli Müminler! Milletimizin bekâsı, işte bu ruhla yetişmiş nesillere sahip olmakla mümkündür. Bunun için çocuklarımıza; şehit ve gazilerimizin kahramanlık ve fedakarlıklarını anlatmalı, aziz vatanımızın ve yüce değerlerimizin kıymetini öğretmeliyiz. Bu vesileyle aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Çanakkale'de göğsünü düşmana siper eden Mehmetçiğin destanını yazan milli şairimizin mısralarıyla hutbemi bitiriyorum: "Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdât inerek öpse o pâk alnı değer… Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim gel seni tarihe" desem sığmazsın Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber, Sana âğuşunu açmış duruyor Peygamber!."
İsmail ÖZELBAŞ Vaiz-Beşiktaş
Buhari, Cihad, 119, VI, 11 9/Tevbe, 9/38 Müslim, İmare, 47, H.No: 1910 Ahzab Suresi, 33/23
Muhterem Müslümanlar! Bildiğiniz gibi geçen hafta, öteden beri sıcak ve dostane ilişkiler içerisinde bulunduğumuz Japonya’da büyük bir tabii felaket yaşandı. Bu felaketin etkileri maalesef halen devam etmektedir. Alınan bütün tedbirlere rağmen yüzlerce insan hayatını kaybetti, binlerce insan ise yaralandı. İnsanlar, nice mağduriyet ve mahrumiyetler yaşadı. İnsanlık ailesi adına hakikaten acı, üzücü, düşündürücü, ibret ve ders verici nice tablolara hep birlikte tanık olduk. Tabii afetler karşısında insanın ne derece çaresiz kaldığına tüm dünya şahit oldu. Şüphesiz Yüce Kitabımıza göre insanoğlu dünya hayatında, sıkıntı, bela, musibet ve felaketlere maruz kalabilir. Bu olaylar hangi coğrafyada vuku bulursa bulusun ders çıkarıp tedbir almak, hem dini hem de insanî bir görevdir. Diğer taraftan felaketlerin açtığı yaraların tamiri de ancak insanlığın el birliği ile mümkündür. Bu itibarla hangi dine, hangi etnik kökene, hangi coğrafyaya ait olursa olsun tüm insanlığı ortak bir aile gibi gören Yüce Dinimizin öğretileri gereği Japon halkının acısını acımız, felaketini felaketimiz, sönen binlerce hayatı insanlık ailesinin kaybı olarak telakki ediyoruz. Geride kalan sahipsizler, öksüzler insanlık ailesinin yetim ve öksüzüdür. Bu vesile ile Japon halkına Millet olarak gönülden baş sağlığı diliyor, Mevla’mızın tüm insanlığı bu tür felaketlerden korumasını niyaz ediyoruz. | |
|
Yorumlar |

|
|