|
VEFALI OLMAK |
Muhterem Müminler! İnsan-ı kâmil, yani olgun insan olmanın bazı ahlâkî ve insanî şartları var. Bunların en önemlilerinden biri de vefadır. Vefa, yapılan iyilikleri unutmamak, iyilik yapana teşekkür etmek, imkân nispetinde aynıyla veya daha fazlasıyla karşılık vermek, sözünü yerine getirmektir. Vefa, asaletin, sadakatin ve kadirşinaslığın bir tezahürüdür. Erdemli insanlarda görülen bu güzel haslet, toplumda sevgi, saygı, huzur ve mutluluğun yerleşmesinde oldukça önemlidir. Vefalı dostlara ihtiyacımız var. Bu sebeple vefalı olmak üstün bir meziyet, vefalı dost da büyük bir nimettir.
Aziz Cemaat!
Vefa göstermemiz gerekenlerin başında, üzerimizde en çok emeği ve hakkı olan anne-babalarımız gelir. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de anne-babanın yaptığı iyilikleri hatırlattıktan sonra onlara iyi davranmamız, teşekkür ve dua etmemiz gerektiğini bildirmektedir. Sevgili Peygamberimiz (sav), sütannesi Hz. Halîme kendisini ziyarete geldiğinde onu “Anneciğim” diyerek karşılamış, hırkasını çıkarıp üzerine oturtmuştur. Bir ömür beraber yaşadığımız, hayatın çilesini ve mutluluğunu paylaştığımız eşlerimize, akraba ve komşularımıza karşı da kadir-kıymet bilen vefalı kimseler olmalıyız. Özellikle zor günlerinde onları asla yalnız bırakmamalıyız.
Değerli Müminler!
Hocalarımız, ustalarımız, iyiliğini ve dostluğunu gördüğümüz, üzerimizde hakları olan daha nice kimseler var. Onları en azından hayırla anmak, gıyabında dua etmek, imkân nispetinde ziyaret etmek, vefakârlık gereğidir. Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz “İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir” buyurur. Ancak iyilik her zaman maddi karşılık anlamına gelmez. Dostlarımızla iyi ilişkilerimizi devam ettirmek, hatırlarını saymak, gönüllerini almak en güzel karşılıktır. Resulü Ekrem Efendimiz, “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez” buyurmuştur. İki kelimelik teşekkür bile çok önemlidir. Ve bunu çok ihmal ediyoruz. Vefanın olmadığı toplumlarda insanların güven duygusu azalır, iyilik yapma arzuları körelir.
Muhterem Cemaat!
Sadece şahsımıza değil topluma hizmet eden herkes takdire ve teşekküre layıktır. İyiliğe karşılık minnet beklemek elbette doğru değildir. Ancak normal insan fıtratı yapılan iyiliğin takdir edilmesini arzular. Resulü Ekrem Efendimiz (sav) “Sizin en hayırlınız insanlara faydalı olandır” buyurarak hem iyiliğe teşvik eder hem de iyilik yapanları taltif ederdi. Mescidin aydınlığı için Suriye’den getirdiği kandili mescide asan Sahabeden birine “Sen bizim mescidimizi aydınlattın; Allah da senin dünya ve ahretini aydınlatsın” diye dua etmiştir. Bizler insana değer veren, iyileri ve iyiliği takdir eden bir dinin mensuplarıyız. Öyleyse iyilik yapanlara gönülden gelerek memnuniyetimizi ifade edelim. Bilelim ki “Marifet iltifata tabidir.”
Alaaddin Demiryürek Erenler Köyü Camii İ.H / ŞİLE
Lokman 31/14; İsra 17/24 Belazuri 1.104 Rahman 55/60 Ebu Davud Edeb 11 Kettani 1,166 Bakara 2/83 | |
|
Yorumlar |

|
|